Bulmacalarla dolu olan “Memento” ilk başta izleyicilerin kafasını karıştırıyor. Belki de ilk izleyişten sonra neler olduğunu tam olarak anlamayanlar olabilir. Yönetmen Christopher Nolan...

İlk sahne – Bir adam yerde kanlar içinde yatıyor. Yerde bir silah. Silah yavaş yavaş hareket eder ve bir adamın eline uçar. Yerde yatan adamın kafasından kurşun çıkar ve silahın namlusuna uçar. Anlayacağınız film geri geri başlamıştır. Ve film böyle devam ediyor.

İlk başta nelerin olduğunu anlamakta güçlük çekiyorsunuz, ama filme ve bu ters gidişata adapte olduktan sonra anlıyorsunuz ki, kahramanımız Leonard Shelby’nin (Guy Pearce) hafızasıyla ilgili büyük bir sorunu var. Az önce yaşadıklarını bir anda unutveren Leonard bu sorunu yüzünden kime güveneceğini bilememektedir. Bir odada uyanıp bu odanın kime ait olduğunu bilememektedir veya odaya giren kişiyi hatırlayamamaktadır.

Bundan dolayı tanıştığı her kişinin polaroid resmini çeker ve altına o kişin ismini yazar. Fotoğrafın arkasına da kişi ile ilgili küçük notlar düşer. Bu notlar sayesinde günlük hayatını az çok kontrol altında tutabilmektedir.

Ancak, yıllar önce evine giren bir kişi Leonard’ın karısına tecavüz edip öldürmüş, Leonard’ın da hafıza kaybına neden olan kafa darbesini indirmiştir. Kahramanımızın asıl sorunu burada. Karısının katilini bulmak için çabalıyor. Ama her gün az önce olanları unutuyorsa bir insan bunu nasıl başarabilir ki?

İşte tam burada Leonard Shelby’nin vücudundaki dövmeler devreye giriyor. Katil ile ilgili toplayabildiği önemli bilgileri vücuduna yazdıran Leonard bu dövmeler sayesinde her “kendine gelişinde” olanları ve yapması gerekenleri hatırlıyor. Ama arkadaşı olduğunu iddia eden Teddy ve ilgisini çeken barmaid Natalie hayatını alt üst etmektedir.

Bulmacalarla dolu olan “Memento” ilk başta izleyicilerin kafasını karıştırıyor. Belki de ilk izleyişten sonra neler olduğunu tam olarak anlamayanlar olabilir. Yönetmen Christopher Nolan bu filmde izleyicilere yepyeni bir tecrübe yaşatıyor. Her bir sahne, bir önceki sahnenin açıklaması gibi. Bundan dolayı da merakla izliyorsunuz.

Ama sadece filmin kurgusu ve işleyişi değil “Memento”yu muhteşem kılan. Konu itibari ve olayların gelişmesi de Nolan’ın sadece iyi bir yönetmen değil, aynı zamanda iyi bir senarist olduğunu da kanıtlıyor. “Memento” bize anıların, hafızanın ne kadar önemli olduğunu hatırlatıyor. Bizi biz yapan sadece gerçekler değildir, anılarımız, hatırladıklarımız da kişiliğimizin oluşmasında önemli bir role sahip.

Her ne kadar anılar bir arabanın rengini veya bir odanın şeklini değiştirebiliyorsa da…


Bunlarıda görmek isteyebilirsin!