Soldaki Son Ev - Last House On The Left Film incelemesi

Bu sadece bir film..sadece bir film..sadece film..

Bugün vereceğim film örneği; klasik korku yada gerilim türünde değil ama inanın, onlar kadar hatta “sadistlik” babında, insanların neler yapabileceğini bize gösteren bir film olacak.

Bu film, bir “ilk film” niteliğinde ve de roman uyarlaması. Yönetmeniyse “Wes Craven” den başkası değil. Korku dünyamızın şekillenmesinde yadsınamaz bir katkısı olan bu başarılı yönetmenin, gelecekte etkin ve sağlam bir sinema adamı olacağının ilk işaretini veren eseri diyebiliriz.

1972 yapımı bu film, odağına oturttuğu şiddet ve bu şiddetin doğuşunun ve sunumunun gerçekliğiyle izleyiciyi sarsan ve bununla da yetinmeyerek, insanın başka bir insana kıyıcılığının, yeri geldiğinde ne denli sınırsızca ve akıl almaz bir vahşete dönüştüğünün de, resmi niteliğine bürünmektedir. İçimizdeki dürtüler bizleri bazen yapmak istemediğimiz eylemlere yöneltir ve bunun sonucunda da ortaya acı verici bir tablo çıkar. Ama bu filmde, bunun tam tersi bir seyir karşımıza çıkartılmakta. Burada işlenen şiddet ve açığa çıkarılan öfke ile acı bizzat “istenilen, bilinçli “ bir tercih ve ortaya koyuş” olarak var edilerek; dürtülerin yol açmadığı bir istismarın, tapınılır derecede sahiplenilmesiyle şekillenen bir “öldürme açlığının”, kişilerin benliğinde yer etmiş hastalıklı ve çürümüş ahlaki yapının, bir yansıtılması olarak bize sunulmaktadır.

Film, hapishaneden kaçan iki suçlunun ve onlara yardın eden bir kadın ve adamın, iki genç kızı alıkoyması ve bu süreçte yaşanılan – seyredilmeye dayanılamayacak – muamele ve görüntüler eşliğinde ilerlerken, aynı zamanda da ağır bir, insani çözülüş ve çöküşün kıyasıya eleştirildiği bir mahiyete de bürünmektedir. Karşımıza çıkartılan suçlu profili; toplumun ve yasaların lanetlediği ve kurulu katmanlarının içinde var olmasını istemediği ve varlıksal yapısından arındırmayı amaçladığı kişiliklerin betimlenilmesini, gayet gerçekçi bir dille ve görsellikle bizlere yansıtmaktadır. Haliyle bu sunum, etkisi kolay kolay giderilmeyecek bir travmaya da kapı aralamaktadır. Şiddeti içselleştiren ve onu, bir yaşam şekline bir davranış biçimine dönüştüren yapı, filmde de görüldüğü üzere; insani duygularından ve bizzat insanlıktan feragat eden bir varlık olmaya doğru evrimleşerek ; acıma, şefkat, sevgi, pişmanlık gibi sahip olunulması ve içte barındırılması önem arz eden duygulardan kopuşu ve bunun sonucunda da şekillenen yeni insan biçiminin sunumunu, son derece şiddetli betimlemeyle medeni dünyanın dikkatine sunarken, bir o kadarda acımasız bir dışavurumla, sistemin işleyen çarklarının temelinin çürümüşlüğünü ve bireyi de, bu çürümeye dahil etmedeki sorumluluğun hesabını; iki genç kıza bu çarkın dişlileri tarafından, “sadist” kıvamı yoğun bir insanlık dışı muamele yaşattırarak sorulma gayesi ortaya konuluyor.

 

Bu dört kişi, yanlarına kurbanlarını da alarak kaçış için yola koyuluyorlar. Bu yola çıkıştan önce yaşanan bir sahneyse “wes craven” in; bu filmden bir yıl önce çekilen “a clockwork orange” filmindeki “ alex”sin şiddet uygularken ruhunu okşamak için söylediği “singing in the rain” şarkısını, duş alan kadın suçluya söylettirmesiyle, “stanley kubrick”e ve onun başyapıtı “ a clockwork orange” ye saygı mahiyetine bürünmesine vesile olarak, filmdeki yerini alıyor. “wes craven” “kubrick” in filminde çizdiği geleceğin karamsar ve şiddet içeren tablosunu, bu ilk filminde günümüzün şiddet içeren ve karanlık havasına evirerek bir bakıma, “üstad”la etkileşim içine girdiğinin sinyalini veriyor. Şekillenen bu tablo, medeni dünyayı birbirinden ayıran iki kutbu; yani “üst katmandakileri” ve “alt katmandakileri” karşı karşıya getirerek, aynı zamanda sınıfsal bir çatışmayı da filmin odağına yerleştiriyor. Kurban iki kız “üst tabakadan” ve onları kurban eden suçlularsa “alt tabakadan” seçilerek, alt metin olarak sadece insanın doğasına ve bir bakıma beynine işleyen şiddet ile kendi türüne yabancılaşması işlenmekle kalınmıyor bunun yanında da, bu yabancılaşmaya ve bir diğer katmandakine karşı bilenen ve açığa çıkartılan öfkenin bu çıkış sebebi de, ortaya konulmaya çalışılıyor.

Kahramanlarımızın yolu bir ormanın kenarında duraklıyor. Ve bundan sonra ormanın içinde yaşanılacaklar ve bu yaşanılan karelerin tasviri – ki bunlar ; tecavüz, alta işetme, lezbiyen ilişkiye zorlama, işkence olarak şekillenmekte – izlemesi ve sindirimi bir hayli zor bir seyirliğe dönüşerek bizleri, insanı saran yabaniliğe tanıklık etmek durumunda bırakıyor. Bu aşamada, tecavüz sonrasında yaşanılan; suçluların yüzüne yansıyan ve çalan müzikle de desteklenen burukluk ile sıkıntılı ifade, kısa bir süreliğine dışa çıkmaya veya yönetmen tarafından çıkartılmaya çalışılan,”içteki son insaniyetin çırpınışı” edasıyla filmin karelerine yansıyor. Bundan sonra dört suçlunun yolu, “ üst tabakadan” insanların yaşadığı bir eve çıkıyor. Gösterilen insaniyet ve bu yabancıları misafir ediş, aynı zamanda iki dünya arasındaki uçurumu da gözler önüne seriyor. Sonlara gelindikçe açığa çıkan gerçekler ve kurbanların varlığının belirginleşmesi, akıl almaz bir intikamın ve bu neticede de açığa çıkarılan ortak yapının yani; şiddetin varlığının hangi katmandan olursa olsun, insan benliğine nüfuz edişinin kanlı bir göstergesi olarak, akıllarda yer eder bir bitişin vesilesi oluyor.


Yönetmen: Wes Craven

Senaryo: Wes Craven

Yapım: 1972 ABD Süre: 84 Dakika

Oyuncular:Sandra Cassell, Lucy Grantham, David Hess, Fred J. Lincoln

Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)


Bunlarıda görmek isteyebilirsin!

Facebook Yorumları